Haber Üstü

DİYANET KÖŞESİ

25

HİCRETİN ÖNEMİ

  [highlight]Muhterem Müslümanlar![/highlight]
Ayeti kerimede Cenabı Hak şöyle buyuruyor: “Eğer siz O’na (Rasulüme) yardım etmezseniz şunu bilin ki; inkârcılar O’nu (Mekke’den) çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah O’na yardım etmişti. Arkadaşı Ebubekir’e “Üzülme, Allah’ın yardımı bizimledir.” diyordu. Allah ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakîmdir.”

   Hadisi şerifte ise Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyuruyor:  “Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah’a ve Resulü’nedir. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için hicret etmişse, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir.”

  [highlight]Muhterem Müslümanlar![/highlight]
Bütün peygamberler, insanları hak dine, tevhid esasına çağırmak ve kötülüklerden uzaklaştırmakla görevlendirilmişlerdir. Ama her asırda bu ulvi çağrıya icabet ederek ona gönülden inanan insanlar olduğu gibi bunu kabul etmeyen kimseler de bulunmuştur. Bundan 14 asır önce İslam’a gönül veren Müslümanlar en sıkıntılı ve karanlık günlerini yaşıyorlardı. Yüce Allah’ın salât ve selâm’ının muhatabı, eşsiz insan, Hz. Muhammed(s.a.v), Rabbi’nin emirlerini ilk defa Mekke’de tebliğ etmeye başlamıştı. Bu prensiplerin özünü, putların terki ile bir olan, eşi ve benzeri bulunmayan, her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan yüce Allah’a ve O’nun emirlerine inanmak teşkil ediyordu.

   Ancak Mekke’li müşrikler bu emirlere kulak bile asmadılar. Cehalet ve dâletten kaynaklanan bir taassup içerisinde Hz. Peygamber efendimiz ile alay etmeye başladılar. O’nu, risaletini tebliğ etmekten alıkoyacaklarını ve Allah’ın din olarak seçtiği İslâm güneşini daha doğuşunda söndüreceklerini sanıyorlardı. Allah’ın elçisi, müşriklerin dayanılmaz istihzalarına, akla, hayale gelmeyen eziyetlerine, engellerine rağmen, görevini en zor şartlar içerisinde ve en iyi bir şekilde yerine getiriyordu.
İslâm’a gönül verenlerin sayısı çoğaldıkça, İslâm düşmanlarının müslümanlara karşı kini, zulmü ve şiddetleri de o nisbette artıyordu. Mekke inkârcıları sayıları oldukça az olan mü’minlere akıllara durgunluk verecek işkenceler tatbik ediyorlardı. Mekke’de Müslümanlar canından bezmiş, yaşayamaz hale gelmişlerdi. Buna rağmen karanlık günlerin gidip, bir gün yerini nurlu ve aydınlık günlerin alacağına candan inanıyorlardı. İşte bu nedenle tüm işkencelere gönülden iman, metanet ve sabırla göğüs geriyorlardı. Onların gözünde ne mal, ne evlat vardı. Tek düşünceleri İslâm’ı rahatça yaşayabilmek, yaymak ve onu tüm gönüllere yerleştirmek için gidilecek huzurlu ve sakin bir yerdi.

   Bu durum karşısında Peygamber (s.a.v.) Müslümanların bir kısmının Habeşistan’a ve diğer yerlere hicret etmelerine izin verdi. Mekke’de Peygamber Efendimiz, Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve ashabın pek azından başka kimse kalmamıştı. Bu olaylar devam ederken, nihayet Cenabı Hakk’ın izni ile O’nun himayesinde Allah Rasülu Hz. Muhammed’e en sadık arkadaşı Hz. Ebubekir ile birlikte Mekke’den Medine’ye hicret etti.

  [highlight]Kardeşlerim![/highlight]
Hicret, müslümanların geçmişi hatırlamalarına ve geleceğe hazırlanmalarına sebep olan büyük bir hadisedir. Hicret, imanın küfre; hakkın ve adaletin zulme; ilim ve irfanın cehâlete karşı üstün gelmesinin başlangıç tarihidir. Hicret başlıbaşına bir olay, bir tarihtir. Asırların biriktirmiş olduğu küfrü söndürecek büyük bir gerçeğin hareket noktasıdır. Önce Arabistan’ı, sonra bütün dünyayı aydınlatan, Kur’ân ve İslâm ilminin öğretilmeye başlandığı tarihtir. Hicret bir ri’cat değil, ilâhi bir fetihtir.

  [highlight] Kardeşlerim![/highlight]
Hicret iki özellik taşır: Birisi günahları terketmek diğeri Allah ve Rasülüne hicret etmektir. Tevbe kapısı da ölünceye kadar açıktır. Allah, tevbeleri çok kabul edendir.Bu nedenle hayatımız boyunca Allah’ın yasaklamış olduğu söz ve davranışlardan helallerine doğru hicret halinde olmalıyız. Hicret olayının milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Haktan diliyorum. Allah, milletimizi her türlü felaket ve musibetlerden muhafaza eylesin. Amin.