Haber Üstü

EVCİL HAYVANLARDAN İNSANLARA BULAŞAN HASTALIKLAR

3

TARIM KÖŞESİ

Son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada ev hayvanları aile yaşamı içerisinde daha çok yer almaya başlamıştır. Daha önceleri kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar daha sıklıkla sahiplenilirken, günümüzde pet hayvan yelpazesi oldukça genişlemiş olup bu hayvanların yanı sıra hamster, fare, sıçan, yılan, kertenkele, timsah gibi hayvanlar da tercih edilmeye başlanmıştır. Pet hayvanlar, bireylerin kendilerini psikolojik ve fizyolojik olarak daha iyi hissetmelerini sağlamaktadır. Evcil hayvan sahibi olanların olmayanlara göre daha düşük kan basıncına ve kolesterol düzeyine sahip oldukları, daha az ilaç kullandıkları, kalp hastalıklarına daha az yakalandıkları da belirtilmektedir. Ancak evde hayvan besleme alışkanlığı arttıkça insanların zoonotik hastalıklar ile karşı karşıya kalma riskleri de artmaktadır. Pet hayvanlardan insanlara bulaşabilen çok sayıda bakteriyel, viral, paraziter ve fungal enfeksiyon söz konusudur. Bu enfeksiyonlar çoğunlukla ısırık, çizik, solunum ya da sindirim yoluyla bulaşır. İnsanlarda ısırılmak ya da tırmalanmak suretiyle gelişen pastörelloz, bartonelloz ve çeşitli aerobik ya da anerobik bakteriyel enfeksiyonlar daha yaygın görülürken, kampilobakteriyoz, salmonelloz gibi gastrointestinal sistem enfeksiyonları; dermatofitozlar, uyuz gibi deri hastalıkları; psittakoz gibi solunum yolu hastalıkları ve toksoplazmoz, leyişmanyoz gibi multisistemik hastalıklar daha az görülmektedir. Küçük çocuklar, hamileler ve bağışıklığı baskılanmış bireyler bu enfeksiyonlara karşı daha fazla risk altındadırlar. Bu enfeksiyonlardan korunmada hayvan sahiplerinin hijyen kurallarına dikkat etmesi ve evde bakılacak hayvanların genel sağlık durumlarının kontrol edilmesi, gerekiyorsa aşılanmalarının sağlanması son derece önemlidir. Pet hayvanlar ve sahipleri için oldukça önemli olan fakat, çoğunlukla ihmal edilen zoonotik enfeksiyonlar konusunda farkındalık yaratmak amacıyla hazırlanan bu derlemede kedi, köpek, kuş, balık gibi sıklıkla evlerde bakılan pet hayvanların yanı sıra tavşan, rodent, reptil, maymun gibi daha nadir olarak tercih edilen hayvanlardan da insanlara bulaşabilen bakteriyel enfeksiyonlar özetlenmiştir.
KÖPEKLERDEN BULAŞAN BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR
Isırık Yoluyla Bulaşan Enfeksiyonlar:
İnsanlarda ısırık yaralarının yaklaşık %60’ı köpek ısırığı şeklindedir. Köpek ısırıklarının çoğu kişinin ya kendi köpeği tarafından ya da tanıdığı bir diğer köpek tarafından, özellikle kavga eden iki köpeği ayırırken meydana gelmektedir. Köpeğin cinsi de ısırılma riski ile ilişkilidir. En saldırgan olarak bildirilen Pit bull teriyerlerini, Rotweiler ve Alman Çoban köpekleri takip eder. Ayrıca iri köpek ırkları diğerlerine göre daha ciddi yaralanmalara yol açarlar. Isırıkların çoğu küçük çocuklarda kontrolsüz köpeklerle oynamak isterken gerçekleşir. Bunların %20’sine kısırlaştırılmamış köpekler neden olur. Risk grubunu çoğunlukla 5-9 yaşlarındaki erkek çocuklar oluştururlar ve genellikle yaralanmalar yüz, boyun veya baş bölgesinden olur. Yetişkinlerde ise ısırılmalar el (%50’si), yüz ve boyun (%15’i), ayak veya bacaklarda (%20’si) ve üst ekstremitelerde (%15’i) görülür. Isırılma nedeniyle kemik doku, eklemler, sinir ve kan damarlarının da hasar görmesi olasıdır. Isırık yaralarının insidansı yaz aylarında ve haftasonları pik yapmaktadır. Isırık vakalarının yaş ortalaması 28 olup %60’dan fazlasının erkek olduğu bildirilmektedir. Isırık yaralarının çoğunluğu delinme (%60), laserasyonlar (%10) ya da her ikisinin (%30) birlikte bulunduğu şekillerde görülür. Yaraların yaklaşık %60’ında pürülan eksuda, %30’unda diğer enfeksiyon bulguları ve %10’unda apse oluşumu gözlenir. Bu ısırık lezyonlarında, köpeğin orafarengeal florasında yer alan mikroorganizmalar yaraya inokule olur ve yara enfeksiyonu da ortaya çıkmaktadır. Isırık enfeksi-yonlarında çoğunlukla bireyin derisinde ve hayvanın ağzında bulunan aerob ve anaerob mikroor-ganizmalar miks olarak izole edilir.
Yine ısırık yaralarından izole edilen Capnosytophaga canimorsus suşları özellikle kronik alkol bağımlılarında, immunsupresiflerde, dalağı alınmış ve karaciğer rahatsızlığı olan bireylerde ölümcül sepsise yol açabilir. Yapılan bir çalışmada C. canimorsus sepsisli 39 olgunun %56’sının köpek ısırığı, %10’unun da köpek tarafından yalanma nedenli olduğu, mortalitenin(Ölüm oranı) ise %31 oranında olduğu bildirilmiştir. Ayrıca lösemi veya lupus hastaları ile kronik olarak steroid alan hastalarda Fusabacterium, Neisseria ve Prevotella türleri de sepsise yol açabilir.
Köpek ısırıklarında hemen yapılması gereken yaranın sabunlu suyla yıkanmasıdır. Yaralanan kişinin tetanoz yönünden aşılanma durumu göz önünde bulundurularak tetanoz toksoid aşısı ve/veya tetanoz immunglobulini uygulanılması düşünülmelidir. Eğer hayvanın kuduz aşısının yapılıp yapılmadığı bilinmiyorsa hekim yönlendirmesi ile hastaya kuduz aşısı uygulanmalıdır. Hastaneye yatırılmak durumunda kalınan hastaların ortalama yatış süresi 3 gün kadardır ve tedavi süresi yaranın ciddiyetine göre değişmektedir. Bu hastaların %30’unda insizyon ve drenaj işlemleri, %25’inde ise yara debridmanı yapılması gerekebilmektedir. Bununla birlikte özellikle ciddi baş, boyun yaralanmalarında mutlaka plastik cerrahi ve nöroşirurji konsültasyonu yapılmalıdır.
Ayrıca köpek ısırıklarına bağlı endokardit, menenjit ve protez eklem enfeksiyonları da görülebilir.

ÇAL TARIM VE ORMAN İLÇE MÜDÜRLÜĞÜ

Yoruma kapalı.