Haber Üstü

KRİZLERE TEŞNE* BİR ÜLKE

2

ARŞIN/SÜLEYMAN BOZ

Ömrümüz siyasal ve ekonomik krizlerle geçiyor.
Bir türlü yerine oturmamış demokrasimiz, şu ya da bu nedenlerle, zaaflarla, kişisel hırsların, menfaatlerin, aklın önüne geçmesi yüzünden, dış güçlerin kötü saldırılarına karşı korunmasızlık yüzünden sürekli siyasi krizlerle, darbelerle boğuşuyor.
Menderes dönemine kadar kendi yağı ile kavrulan, kırılgan ekonomimiz ise serbest piyasa ekonomisine geçişten bu yana sürekli krizlerle sarsılıyor. Bunun nedenlerini herkes biliyor aslında. Herhalde sadece geçmişten bu güne tüm iktidarlar bilmiyor krizlerin nedenini. Üretemeyen, hazır yiyen, borçla yaşayan, sürekli ülkesinin varlıklarını satan, peşkeş çeken iktidarların yönetimindeki ekonomi elbet bir gün duvara toslar. Bizde de sık sık tosluyor. Çünkü sıcak para enjekte edilmiş ekonomi, bu parayı üretim, araştırma, yaratıcı alanlarda kullanma yerine “Beton Ekonomisinde Sermaye Olarak” kullanıyor.
İktidarın adı ne olursa olsun. Bu gün AKP, Dün ANAP, Öncesi AP, Daha öncesi DP.. Tarımı, sanayisi, bilgi ve hizmet sektörü üretemeyen bir ülke ancak pazar olur. Borç alır, aldığı borç ile gelişmiş ülkelerin mallarını, ileri teknoloji ürünlerini, silahını, arabasını, ilacını alır. Apartman yapar. Ama siz samanı, nohutu, tahılı, eti de ithal duruma geliyorsanız bu ülkede nasıl “iktidarız” diyebilirsiniz?
ONLAR ORTAK, BİZ PAZAR
Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)’nin kurucu ülkesiydik. 2. Dünya savaşından çıkmış Avrupa ülkelerinin çoğunluğunu oluşturduğu ülkelerin çoğu bizden geride idi. İspanya örneğin. Komünist blokun çökmesi sonucu doğu Avrupa ülkeleri de bizden çok geri olduğu halde Sonradan adı Avrupa Birliği (AB) olan AET’nin kurucu ülkesi Türkiye AB’ye alınmıyor. Sadece gümrük birliğine alınıyor. Neden? Onların malları Türkiye’de engelsiz satılabilsin diye. Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Çek ve Slovak cumhuriyetleri, Yugoslavya’dan bölünen devletlerin hepsi (Kominist blok ülkeleri dahi) şimdi AB üyesi. Türkiye hala dışarıda?!
Türkiye’nin en büyük hatası hala AB’nin dışında olmasıdır. İlk yıllarda AB’ye giriş için çaba sarfeden AKP iktidarı bundan vazgeçerek en büyük yanlışlığı yapmıştır. AB Üyesi bir Türkiye’ye ne ABD Posta koyabilirdi ne de Rusya fırsatçılık yaparak Türkiye’den yararlanabilirdi. İktidar en kısa zamanda AB’ye giriş için her şeyi yapmalıdır.
Daha dünün Çavuşesku’nun Romanyası AB üyesi olmuş!.. Yahu AB’yi kuran biziz!.. O Romanya bize şakır şakır DACİA araçları satıyor. Farklı versiyonları ile (Duster vesaire gibi) Türkiye yolları Romanya araçları ile dolu. Neden? Çünkü Romenler çalışır, üretirken Türkiye iktidarları insanına cenneti vaat ediyordu! 70 Yıldır Türk vatandaşları cennete de gidemedi ama “Ortak Pazar” diye kurulan Avrupanın pazarı, sömürü alanı oldu.
Çünkü onlar Ortak, biz Pazar olduk kendi içimizde boş tartışmalar yapar, boş, metafizik şeylerle uğraşırken..
İç savaştan çıkmış Fakir İspanya sonradan AB Üyesi oldu. Turizmi ve sanayisi ile, istikrarlı demokrasisi ile bizi solladı geçti. İspanya’nın SEAT arabaları Türkiye Yollarını işgal ediyor. Komünist Çek Cumhuriyeti’nin Skoda’sı bizim pazarlarımızda cirit atıyor.
Bütün bunlar olurken Türkiye ne yapıyordu? Meleklerin cinsini tartışıyordu, ciklet orucu bozar mı bozmaz mı onu tartışıyordu, Afrika ülkelerindekilere Kurban gönderiyoruz şimdi de.. Kendi ülkesinde açlık sınırında 10 milyondan fazla insanı var. Krizlerden başını alamıyor, Myanmar’a, Somali’ye kurban bağışlıyoruz.(Bakınız Denizli Gazi Bulvarı bağış dilenen tabelalarla dolu) Neden? Cennete gideceğiz de ondan!
KURTULUŞ; ÜRETMEK VE AB’YE GİRMEKTE
Uzatmaya gerek yok. Zaten bu ülkede herkes ekonomist.. Türkiye son 70 yıldaki gibi “Yola Devam” ederse, üretmezse, Pazar olursa, yaratmazsa, eğitimi, tarımı, sanayisi, Ar-Ge’si ile çağa ayak uydurup, AB ülkeleri arasına girerek çalışıp katma değer koyamazsa (Trump gibiler tarafından) sürekli krizlerden kurtulamaz. Sömürülen, ezilen, horlanan, itilen kakılan bir ülke olur.
İktidarlar yapacaksa şu TV’lerde boş tartışmaları yasaklamalı. Cennetin anahtarını dağıtan TV’lerdeki sahtekarların vaazlarını kapatmalı. Ülkenin envanteri çıkarılmalı. Neyimiz var, neyimiz yok, neler yapabiliriz/yapamayız. Köklü bir planlama, programlama, projelendirme, sektörel işbölümü vs. ile AB ülkeleri gibi üretmeye başlamalı. Tarımda, sanayide, eğitimde üreten Türkiye’ye geçişi bir an evvel sağlamalı.
Ondan sonra bu ülkeye ne kriz uğrar ne bunalım.
Tabi ki bunlar tam demokratik, özgür, bağımsız, adil, çalmayan/çaldırmayan, hakça paylaşan bir ülkede yapılabilir ancak.
*Teşne: yatkın, elverişli, meyilli
Mimar Süleyman BOZ

Yoruma kapalı.